24 Mayıs 2011 Salı

Lohusa Terliklerim


Tüylü terlikleri oldum olası sevmişimdir. Hatta çeyizime koymak için o kadar aramama rağmen 40 numarasını bulamadığımdan içimde kalmıştı. Tabi onlar daha zarif terliklerdi. Pijamamın rengi krem olunca tekrar tüylü terlik arayışına girdim. Nafile... Terlik üreticileri her sene bin çeşit terlik yapıyorlar ama hala 40 numara zarif tüylü terlikler yok.... Ne yapalım iş başa düştü...

Krem terlik, krem 1 mt. tüy ve silikon tabancasıyla sonuç bu. Hastanede hemşirelerde pek bi beğendi. Zaten topuklu falan olsaydı muhtemelen yürüyemezdim ki yürümekte zorluk çektiğim bir dönemde giydim. Kedi-ciğer hesabı :)))

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Tanzanya'dan.. Pardon Antep'ten Bir Hastane Hatırası


Uzun aralıklarla yazı ekleyebiliyorum. Aslında 3-5 postu kotaracak elişi, dikiş işlerim var ama gerek bilgisayar ve internetin saç baş yoldurtan yavaşlığı, gerek photoscape programının bilgisayarda bir görünüp bir kaybolması gerekse ne zaman bilgisayara oturayım diye aklımın ucundan geçtiğini anlayan minik cadımın gün ve gece boyu süren çığlıkları yeni yazı eklememe engel oluyor. Sizlerinde yeni yazılarına genelde göz atıyorum fırsat buldukça ama yorum yazmaya vaktim olmuyor malesef.
Artık 1,5 aylık olduk. Geçen gün yüzünde minik kabartılar çıktı ve birkaç gün boyunca zaman zaman kızaran, sararan ve kabaran bu kabartılar için doktora gitmeye karar verdim. Kalabalıklığı ve çalışan insanların muameleleri yüzünden devlet hastanelerinden nefret etsemde kafamızda 'Bu sefer çocuk hastanesine gidelim ' fikri oluşunca stresi akşamdan sarsa da sabah 8 gibi kendimizi Çocuk Hastanesi'ne giderken bulduk.
Tedirgin olarak içeri girsem de ortamın sakinliğini görünce biraz rahatladım. Danışmadaki çalışan hangi doktora gitmek istediğimizi sorunca, eşim 'biz ilk defa geliyoruz, siz kimi tavsiye edersiniz?' diye sormuş ve arkadaş ta bir doktora randevu vermiş. Baktım 4. sıradayız aaa iyi valla çabuk sıra gelir düşünceleri içerinde koridorda beklemeye başladık.Saatler yaklaşık 8.30...
Şimdi gelecek, birazdan inecek vs. vs. ... saat 10'a yaklaşırken doktor geldi ama bu bekleme sürecindeki sıkıntı ve sıkılmalarımızı yansıtamıyorum. Sonra hop yıldırım hızıyla doktor geldi baktık isimler şakır şakır yanmaya başladı 10. saniyede bizim isim yanınca ne oluyor ayol deyip zaten açık olan ve önünde insan yığını oluşmuş kapıdan içeri daldık. İçeride 4-5 hasta ve çocuk olmaları nedeniyle yanında anneleri yada babaları cümbür cemaat , hem kapı açık hem pencere içerisi uçuruyor zaten rüzgardan. 'Tanzanya mı burası niye böyle 4'er 5'er alıyorsunuz' sorumun cevabını alamadan kendimi doktorun önünde buldum.
- Nesi var
-İşte şöyle yüzü kabarıyor..
-Olur böyle şeyler
-Ama geçmiyor
-Geçer..Başka? (Sanki başka birşeyi olmalı)
-Başka birşey yok. Birde 1 aylıkken muayenesini çocuk doktoru yapmadı aile hekimine götürdük.
(Açıp göğsünü steteskopla dinledi)
-Kaç kilo
- Şu kadar
-İyi iyi çok sağlıklı. Sana şimdi bir krem yazıyorum. Az kremi çok yere sür
-İyi bari
-Sıradakiiiii
Daha toparlanmaya fırsat bulamadan muayenemizim 30. saniyesinde kapının önündeydik.
Sonraki bir saat boyunca ben
- dır dır dır dır dır dır dır dır.........