23 Kasım 2009 Pazartesi

Bitmek bilmeyen mor elbise

Hani bitmek bilmeyen sürünen işler vardır ya işte bu elbise aynı o işlerden biri... Önce uzun olarak kestim . Düğmeleri için bekledi., sonra lastk iplik için bekledi.... Lastik ipliği dikerken kaybettim biraz da yenisi için bekledi.. Sonra uzun halini beğenmedim kısaltttım, diktikten sonra ütü sepetinde 10 güne yakın bekledi. Tam ütülendi fotoğraf makinası arıza yaptı... Bu kadar maceradan sonra giydim foto çekildim tam çıkarırken düğmesi koptu.. Yani lanetlimidir ne anlamadım bir türlü zaten dikerken bile sıkıntı verdi. Bir daha giymeye cesaret edebilecek miyim bilemiyorum bu durumda :))
Ay çoraplarımda uyumlu olmuş yeni gördüm :)

model 2009/9 burda dergisinden

Krizantem arkadaşıma çoooook teşekkürler :))

Bu güzel kapı süsü krizantem arkadaşımdan hediye geldi. Blog sayesinde hiç yüzyüze tanışamadığım insanlardan hediye almak çok mutlu ediyor beni. Canım arkadaşım elleriyle yapmış üşenmemiş göndermiş. Çok teşekkür ediyorum ellerine yüreğine sağlık :))


12 Kasım 2009 Perşembe

Motif Birleştirme ve Mim Üstüne Mim.....

Sevgili saniye'nin isteği üzerine motifleri nasıl birleştireceğimizi fotoğrafladım. Kısaca anlatayım; motifimizin etrafını örümcekle çeviriyoruz. İlk örümceğimizin bacaklarını uzun çekiyoruz... (2 cm kadar)
Diğer iki örümceğimiz kısa bacaklı olacak (1 cm ye yakın)

Bu şekilde 1 uzun 2 kısa etrafını döneceğiz. Böylece köşeli olacak. Diğer motifleride örerken yanına ekleyeceğiz...

Sevgili tatesal beni mimlemiş ... Çok teşekkür ediyorum kendisine... Canım sağolsun beni unutmamış, bende hemen cevaplıyorum:

1) BLOĞUNA NEDEN BU İSMİ VERDİN?
Aslında blog yazmaya bir anda karar verdim ve blogcuda başladım çok düşünmeye fırsatım olmadı. Aklıma ilk gelen buydu ama şimdi ilginç ilginç isimleri gördükçe benimki pek bi sevimsiz geliyor....


2) BLOĞU YAZARKEN ATTIĞIM STAR TİRİBİM.
Mutlaka sabah saatleri olmalı. Zaten sadece sabah 8-9 arası bilgisayardayım. Blogcudan aktardığım yazılar hariç yazılarımın %95'i sabah saatlerinde yazılmıştır.

3)EN SON ALDIĞIN GARİP ŞEY
Kurabiye süsleme tüpleri.

4) ŞEKER GİBİ OLDUĞUN ANLAR
Valla aklıma hiç şeker gibi olduğum bir an gelmiyor. Genelde hayatla ve kendimle küsümdür:) Ama İstanbul'a ya daManisa'ya gideceksem şeker gibi olurum.

5) ARKADAŞIM SORMAYIN DEDİĞİNİZ ŞEY
Blogla alakalı birşeyim yok böyle ama özel hayatta şu konuşmadan nefret ediyorum:

-Nerelisiniz
_İstanbulluyum ben
-Yok aslen nerelisiniz
-İstanbullu doğma ve kısmen büyüme
-Babanız nereli
_O da İstanbullu. Biz zaten aynı hastanede doğmuşuz ve aynı ilkokulda okumuşuz babam abim ben... Evlenene kadarda kütüğüm de İstanbul-Fatih'tir. Evlenince değişti tabi.
-????? (Soru dolu bakışlar)
- Manisa Soma'da da yıllarca yaşadık ama. Annemde Manisalıdır.
- Heee Manisalısın seeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeen
-?????????????????????

Aslında kendimi İstanbullu hissettiğim kadar Manisalı da hissederim ama inatla sorulmasından nefret ediyorum...

6) AYNAYA BAKINCA GÖRDÜĞÜM
Dedim ya kendimle pek barışık değilim diye. Kendimi yorgun görürüm.

7) KENDİNİ OKUTAN BLOG
Genellikle örgü, dikiş ve hobi bloglarını çok seviyorum özelliklede el emeği olanları. Ama gülen yada çatı katı gibi eğlenceli blogları da okuyorum

8) BU BLOG SAHİBESİ NERELERDE GÖRÜNÜR
İşim icabı her an her gıda işletmesinde görülebilirim. Zaten sadece sabah8-9 arası dairede ve netteyim. Sürekli dışardayım. Bunun dışında işim çok yorucu olduğu için evden pek çıkmam. Ama Gaziantep Sankopark'ta ve Winmar'da hafta sonları görülürüm.

Şimdi bende arkadaşları mimlemek istiyorum. Sevmeyen cevaplamayabilir .....

çatı katı

gülen

saniye

nurcankaya

adadenizi

fosi

bydnz

dali

ve bu yazıyı okuyan herkesi mimliyorum. Ben yazmayıda okumayıda çok seviyorum mimleri. Hadi bakalım...

10 Kasım 2009 Salı

Dinlenme Yazısı...

Uzun bir aradan sonra geçen gün öğleden sonra evde dinlenme fırsatı buldum. French Press'ime melisa çayı demledim ve balkona çıktım...
Bir sola baktım
Bir sağa baktım
Birde kendime baktım.....

İçinde bulunduğumuz dünyayı, işlerimizi, isteklerimizi düşündüm.....
Öylesine sadece....
Umarım herşeye gerektiği ve hak ettiği kadar değer veriyoruzdur...

09 Kasım 2009 Pazartesi

Sepet giydirmece

Evde bir müddettir yün sepeti olarak hizmet veren bu küçük hasır sepeti bana olan üstün hizmetlerinden dolayı ödüllendirmeye karar verdim. Hemen ölçüldü biçildi eğimleri hesaplandı kağıt üzerine krokileri bile çizildi ve kumaş seçildi. Seçtiğim kumaş yetmeyince siyah naylonumsu bir kumaş vardı. Uzun kenarlara da onu kestim diktim ve giydirdim.

Yapma çiçekler ve simli kurdeleyi sıcak silikon ile yapıştırarak süsledim. Aslında ne zamandır dikiş dikmiyordum. Kendime bir elbise başlamıştım ve o kadar sıkıldım ki dikerken kendi kendime dikiş dikerken cinnet getiren ilk insan ben olacağım herhalde deyip kumaşıda makinayıda kaldırmıştım. Geçen gün baktım etrafta yarım yarım örgülerim var hepsini bir sepette toplayayım diye bu işe giriştim ve makinayı açtım. Açmışken önce elbisemi bitirdim (birkaç gün içinde yayınlarım inşallah) sonra bunu yaptım. Kumaşın alt kısmına lastikte geçirdim sıyrılmasın yukarı doğru diye..
Bu arada her yazısına onlarca yorum alan arkadaşları imrenerek izliyorum valla nasıl oluyor bu izlenme oranı yaaa...

05 Kasım 2009 Perşembe

ister gelin şalı deyin, ister anne şalı...

Motif makinalı etolümü nihayet dün gece bitirdim. Örgü yada tığ işi yapsaydım bu kadar büyük birşeyi bitiremezdim zaten ya boynum ağrırdı ya ruhum daralırdı:)) İp olarak Alize Gold Angora Simli (sanırım çünkü kağıdını atmışım) 2 yumağa yakın gitti 6*13 toplam 80 adet motif kullandım. Sabahtan beri foto çektim ya makinede bi bozukluk var ya bende hepsi bulanık çıkmış içinden seçtim en iyiler bunlardı.
Bu etolü anneme yaptım böyle süslü havalı şeyleri sever (kime çektiğim belli oluyor süsleme konusunda) Bayrama kadar inşallah gönderirim bu bayram gidemeyeceğim bari etolümü yollayayım bende...

Hadi gelsin yorumlaaaaaaaaarrr....


03 Kasım 2009 Salı

Motif Makinası Kullanımı (Bol Bol Fotoğraflı Anlattım)

Motif makinasının bilmece gibi kullanma kılavuzunun bana ettiğini kimseye etmemesi için çiçeğin yapılış aşamalarını bol bol resimledim. Bu kadar resimle anlattığıma bakmayın yapılışı çok kolay 3-4 dakikada bir motif çıkıyor.
Öncelikle ipimizin ucunu düğümleyip arkadaki çentiğe takıyoruz ki ipimizi sararken gevşeyip bozulmasın.
Önce aşağıya doğru sarıp;
Sonra yukarıya götürüyoruz ve bir halka tamamlanıyor. Ben her pime 4 kere sardım ama 5 yada 6 kere sarılırsa daha tok duruyor bence siz 5 deneyin. Her yukarı çıktığımızda sayıyoruz 1,2,3,4
4 kere sarınca saat yönünün tersine doğru gideceğimiz için yukarıdan hoooop aşağı sağdaki pime iniyoruz.
Dış pimleri bu şekilde sarıp bitirince iç pimlere geçiyoruz
Aynı dış pimleri sarar gibi ilk pime inerken yukarındaki dış pimden iç alttaki sağ pime iniyoruz
Aynı şekilde iç pimleride sarıp şekilde görüldüğü gibi 30-40 cm kadar ip bırakıp ipi kesiyor ve iğnesine geçiriyoruz.
Şekilde görüldüğü üzere bir alttan bir üstten geçirerek yine saat yönünün tersine gidiyoruz.


Başladığımız noktaya gelince bu sefer saat yönüne gidiyoruz ki her yaprağı sabitleyelim
En son ; son yaprağın dibinden batıyoruz. Önce düğümlü ipi çentikten çıkarıyoruz sonra parmağımızla itip çiçeğimizi makineden çıkarıyoruz
Düğümlü ip ve kalan ipi birbirine düğümlüyoruz ki açılmasın
Ta ta ta taaaaaaaaaaaam .... İşte motifimiz hazır. Umarım anlatım hoşunuza gitmiştir ve işinize yarar .....

30 Ekim 2009 Cuma

Düğündeydik, hastalandık ve yeni bir mim...

Birkaç zamandır blogumu güncelleyemiyorum, aslında tembel tembel oturduğumdan değil çok yoğun günler geçirdiğimiz için. Öncelikle hafta sonu görümcemi evlendirdik.Dolu dolu iki gün geçirdik. Oranın yorgunluğuyla eve ve işe döndük. Pazartesi günü işten biraz erken çıkayım kışlıkları yerleştireyim diye eve geldim. Demek tam yorgunluğumu atamamışım ki kazakları katlayayım, yazlıkları kaldırayım, ay şimdi gelecekler yemek yetiştireyim derken bir iki saat sonra boynumun şiştiğini ve ağrıdığını kolumu kıpırdatamadığımı ve ayrıca hava değişiminden olsa gerek boğazımın ağrıdığını farkettim. Tam hastalandım nazlanacağım derken Ahmet Kaan halsiz bir biçimde geldi ve hemen uyudu. Ve tabi ateşi yükselmeye başladı. O geceyi öyle geçirip ertesi gün doktora gittik beraber. Bir kucak ilaç yüklendikten sonra eve geldik. Salı sabahından beri evden çıkmadım evde beraber epey vakit geçirdik epeyde iyileştik.
Bu arada yeni bir ürün kullandım ben bunu evde yapmaya çalışırdım her seferinde elime yüzüme ve tüm tezgaha bulaştığı için sinir olurdum. Sağolsun dr.oetker benim için yeni bir ürün çıkarmış :icing tüpleri.. markette görür görmez aldım evde de hemen pekmezli zencefilli ve tarçınlı bir kurabiye yapıp süsledim. Ahmet kaan görünce hemen "aaaa bu shrek'teki kurabiye adaaaaam" diye bayıla bayıla yedi....
Sıra geldi mime:
Sevgili çatı katı beni yine mimlemiş sağolsun bende cevaplıyorum:

Konusu "anılarımızı canlandıran kokular" 5 adet yazıyoruz...

1. Viva cappio parfüm: İlk gençlik yıllarımda kullanırdım. ne zaman kokusunu duysam o günler aklıma gelir hem özlerim hem hüzünlenirim.

2. Köy kokusu: bunun tam bir tarifi yok aslında. Bizim köyümüz Manisa Kırkağaç'a bağlı İlyaslar köyü. Kurumuş tütün yaprakları kokusu, zeytinyağı kokusu, fırından yeni çıkmış köy ekmeği kokusu yada ne bileyim toprak kokusu duysam hemen aklıma gelir oralara özlem duyarım.

3. Patlamış mısır kokusu : Abimi hatırlatır. Evde bazı özel görevler vardı ki onları abinden başkası yapmazdı. Örneğin Kurban bayramında mangal yakmak, mısır patlatmak.... Ne zaman patlamış mısır kokusu duysam aklıma abim gelir. Şimdi hepimiz çok uzak uzak yerlerde olduğumuz için bunu da özlerim be yaaa....

4. Tarhana çorbası kokusu: Hemen annem aklıma gelir. Daha fazla söze gerek varmı zaten...

5. Gül kokusu: Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve Cennet aklıma gelir. Zaten gül kokusu duyan birnin aklına güzellikten başka ne gelebilir?

Şimdi bende arkadaşları mimlemek istiyorum ama kim sever kim sevmez bilmiyorum. Arkadaşlar yorum bırakırlarsa mutlaka posta isimlerini ekleyeceğim...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Yaşasın mimlendim yine (biraz zorla oldu ama :))...

Motif aparatı yazımda mim beklediğimi açık açık söylememden olsa gerek sevgili tatesal ve çatı katı daha fazla beklememi istemeyerek beni mimlemişler. Kızlar çoooooooooook teşekkürler :))
Hemen mime geçiyorum:
Soru 1- En sevdiğiniz 3 çiçek ismi?

Kasımpatı, Papatya, Nergis

Soru 2- Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz?

1. Ege illerinden birine yada İstanbul'a tayinimizin çıkmasını isterim
2. Bir dikiş kursuna gitmek istiyorum ama mesai saatlerinden dolayı olmuyor ama çok istiyorum ya..
3. Oğlumun iyi ve güzel yerlerde olmasını ve manevi açıdan olgun bir insan olmasını isterim

Soru 3- En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz?
Bir şey kafama takılırsa yapmadan rahat edemem. Bu bazen benim için rahatsız edici olabiliyor. Bu yüzden hem seviyorum hem sevmiyorum.
Asabi olduğum söylenir biraz daha uysal olsan daha iyi olabilir. Çok karamsarımdır hep kötüsünü düşünür evham yaparım.
İnsanları düşünürüm hatta kendimi kasacak kadar olur bazen kimse benim yüzümden kötülük görsün istemem bu huyumu severim. Aksi gözüme sokulmadıkça herkesin hareketlerinde iyi niyet ararım.

Soru 4- Gıcık olduğunuz 3 hareket
1. Trafikte kadın şöför görünce hemen horoz gibi dayılanıp magandalık yapan gerizekalı şöförlere gıcık olurum kaç tanesiyle kavga ettim bilmiyorum. O kadar ki elimde birşey olsada kafalarına (ki içinde beyin olduğuna inanmıyorum) geçirmek isterim o kadar nefret ediyorum
2. Söylemediğim, söylemek istemediğim ya da asla söylemeyeceğim birşeyi söylemiş ya da yapmışım gibi hareket edilmesinden benim yerime düşünülmesinden nefret ederim
3. Adilikten, bayağılıktan, sırnaşıklıktan nefret ederim

Soru 5- Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündüğünüz olay?
Zaten yeterince karamsar olduğum için birkaç defa düşündüğüm zamanlar oldu. Böyle zamanlarda eğer hatırlayabilirsem ya da onu düşünebilirsem "Allah gücümün yeteceğinden fazla yüklemez " diye düşünüp rahatlamaya çalışırım. Tabi 1 dk sonra unuturum yeniden karamsarlık yaparım. :))

20 Ekim 2009 Salı

Bak bundan da kusur kalmadım....


Ne zamandır blog alemini gezer dururum motif makinasıyla yapılan işlere bakarım. Nedense bir türlü cesaret edip kendime alamamıştım. Geçen çarşıya çıktığımda yuvarlağından aldım. Satıcı inatla " abla kendin uğraşma bir bilenden öğren" dese de ben içimden" mühendis olmuşum bi motif makinasının kullanma kılavuzunu mu anlayamayacağım" diyerek ters ters baktım. Gerçekten de nasıl bir kullan(ama)ma kılavuzuysa hiçbirşey anlaşılmıyor karışık ne dediği belirsiz... Ama ben yılmadım inatla boza yapa doğrusuna ulaştım. Yapmayanlara buradan sesleniyorum; gerçekten öğrenince çabuk çabuk yapılıyor herkese tavsiye ederim. Ben bu hasta halimle akşam yemeğinden sonra oturup 6-7 tane yaptıysam biraz uğraşan biri birkaç günde bir şal bitirebilir.

Bu arada hemen hemen her blogta bir mimleme görüyorum. bende bekliyorum bakayım ne zaman sıra bana gelecek :))