ahmet kaan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet kaan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2014 Salı

Kalıp Deneme 1-2 :)

 Facebook'tan takip ettiğim Willow&Co sayfasının kalıp deneme etkinliğini görünce hadi bir şansımı deneyeyim dedim ve formu doldurum başvurdum. İlk defa böyle bir etkinliğe katılacağım için epeyce stres yaptım. Kabul onayı gelince hemen kumaşımı aldım ve pdf formatında gönderilen kalıbı indirip 20 sayfayı birleştirdim ve kalıbı çıkardım. İngilizce konusunda kendime güveniyordum ama ne de olsa ilk çalışmam dı bitirene kadar stresten öldüm :)
 Kumaşım çelik penye.
Aslında fermuarın yakayı da kapatması gerekiyordu ama böyle dikmişim ve sonradan sökmek istemedim.

6 Aralık 2013 Cuma

1 Metre Kumaştan Neler Dikilebilir


Bazen dokusunu yada baskısını sevdiğiniz kumaş denk geliyor kumaşçıda o anda aklınıza dikmek için birşey gelmiyor 1 metre alıyorsunuz. Böyle böyle evde küçük bir dağ oluşuyor kumaşlardan :) Evdeki kumaşları epeyce erittim eritmeye de devam ediyorum. Bu lacivert beyaz çizgili pamuklu penye 1 metreydi. Önce Ahmet'e pijama kestim. Kalanıyla da Pınar'a pijama üstü çıktı. Kolları yetmeyince artan kumaşlardan kol ekledim. Çok dikkatli bakarsanız ek yeri belli oluyor.
Kenarda artmış bir kumaş parçası gördüm, açıp bakınca kediye benzettim :) Onuda elde aplikeledim, biraz da süsledim :)

Yakayı önce penye esner diye düşünerek yuvarlak kestim ama sonra baktım hem kafadan zor geçiyor hemde giyince yaka sarkık duruyor iki düğme diktim sağ omuza.
Ahmet'in pijaması. Üzerindeki sweat da benim ürünüm :)
Yine çizgili penye. Bu pamuklu değildi daha naylonumsuydu. İtiraf edeyim aslında kendime body kesmiştim ama kumaş esneme yönüne dikkat etmeyince düdük gibi durdu üzerimde yani boyuna esniyormuş kumaş ben çizgiler enine olsun deyince bunun da boyunu kısaltıp Ahmet'e sweat e çevirdim. kalanıyla Pınar'a body. Yine kumaş kollara yetmedi, beyaz penyeden ek yaptım yakaya da yine aynı penyeden şerit kesip fırfır şeklinde diktim.
Sağ omuzda iki çıt çıt var.
Eteğe de yine beyazdan parça geçtim, dekoratif dikişle süsledim ama çok kullanmadığım için herhalde bu dekoratif dikiş işini çok bilmiyorum, biraz eğri büğrü oldu.
Sağlıklı mutlu günler :)

3 Mayıs 2013 Cuma

Uçuran Sweat, Güzel Fikir ve Akasya.. Ne kadar Alakasız Konu Varsa İşte :)

 Aslında hiç yazacak mecalim yok kendimi biraz bitkin biraz bıkkın hissediyorum. Bahar yorgunluğu beni yeni çarptı sanırım. Her nisan ayında mutad olarak 10 günlük baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü yaşıyorum ya bu sene havalar biraz geç ısındığından mayısa sarktı sanırım. Bu sıralar ne çok hastalandım yahu kendimden sıkıldım :) Allah dermansız dert vermesin çok şükür halimize.
 Gelelim sweatimize.. Kalıp Transformers aplikeli ile aynı yani ottobre dergisinden.

 İnternetten bir uzay mekiği çizimi bulup ekrana mulaj kağıdını dayayıp kalıp çıkarttınız mı işlem tamamdır :)
 Belediyenin yeni çalışması. Çok beğendim tebrik ediyorum. Bayat ekmeklerimizi artık evimizin önünde toplama kutusunda biriktiriyoruz. Çöpe atmayarak hem vicdan azabından hem vebalinden kurtuluyoruz.
Bu da bahçeden akasya ağacı.. Kokusuna bayılıyorum, sizinle de paylaşayım dedim..

20 Mart 2013 Çarşamba

Transformers Aplikeli Sweat..

Diğer dikiş makinemde bir türlü penye dikmeyi başaramadığım için penyelerden gözüm korkmuştu. Geçen kumaşçıda sarı penyeyi görünce Ya Allah Bismillah diyerek bir cesaretle aldım. Yaka ve kol manşetleri için de elastiki bir penye aldım.
Modelin kalıbı Ottobre dergisinden. Dergiyi nereden buldun diyecek olursanız şuradan indirdim. Yalnız tek bir pafta için 16 adet A4 sayfayı birleştirmek açıkçası zor oldu. Hemde bazı sayfalar diğerleriyle orantısızdı. Ama benim sabrım yeter diyorsanız Ottobre dergisi mükemmel bir dergi ve Burda Dergisinden daha iyi olduğunu düşünüyorum kalıp anlamında. Benim kalıp için bu kadar çırpındığımı gören Zerrin "Bir swetşörtünden kalıp çıkarsaydın ya" dedi ama ne bileyim kalıp çıkarıp kesmek alışkanlık olmuş herhalde :)

Bu swetşörtü giydikten sonra uçmak, kaçmak, tırmanmak kaçınılmaz oluyor.
Aplikeyi kullanmak isteyen olursa diye işte kalıbı. Ben keçeden kestim diktim ama eğer çift taraflı tela varsa kumaş aplike daha iyi olur kanaatindeyim.




10 Ocak 2013 Perşembe

Ahmet Kaan'ın Yeni Yıl Hediyeleri

 Eskiden biz çocukken yani :), yılbaşlarında sınıfta hediye çekilişi yapılırdı. Kim kime alacak bilmezdi, heyecanla beklerdik. Zaten hediye almak başlı başına sevindirici bir olayken kimden geleceğini bilmemek ayrı bir heyecan yaşatırdı.
Bizim oğlanın sınıfında da bu sene çekiliş yapmışlar. O büyük bir heyecanla bir erkek arkadaşına hediye almayı beklerken bir kız çıkınca başta biraz üzüldü ama önlük ve beslenme örtüsü dikme teklifime de gayet sıcak baktı. Sonuç olarak Emine için mutfakta annesine yardım etmesi için kendi boyunda ve adının olduğu bir önlük ve okulda beslenme saatinde kullanması için bir beslenme örtüsü dikildi.
 Pembe-beyaz çizgili kumaştan astarını çalıştım.

Askılarını kurdeleden yaptım. Çocukların kafaları bedene göre büyük oluyor. O yüzden sarkmasın siye boyun askısını düğme ile ayarlanabilir yaptım.
 Beslenme örtümüz. Fiyongu hep elimde dikiyordum çünkü eski makinem öyle üst üste kumaş dikmeye elverişli değildi. Çok şükür bu makinemle daha böyle sorunlar yaşamadım. (Şeytan kulağına kurşun). Fiyonkta makineyle sapsağlam şekilde dikildi.
Beslenme örtüsünün arkadan görünüşü..
Şimdi kendime bir peplum dikmeye başladım hayırlısıyla kısa sürede bitirirsem benden ballısı yok :)

31 Aralık 2012 Pazartesi

Bütün Evler Aynı Mı :)))

Bazen çocuklarında işi başından aşkın olabilir... Yeni plastik takımla yemek pişirilecek, annenin kestiği kumaşlar dağıtılacak, abiyle (kardeşle) didişilecek, kraker döküle saçıla yenecek ve bu arada TV deki çizgi film takip edilecek :)

31 Ekim 2012 Çarşamba

Ahmet Kaan'a Çakma Lacoste :)

Dikiş konusunda zincirlerimi kırayım diyorum ama işe başlamanın verdiği ekstra yorgunluk eklenince işler biraz yavaş ilerliyor. Birde artık dikiş makinasına gıcık oldum ki sanırım o da beni sevmiyor :)  Onu pencereden atacağım günü bekliyor olmalı  ki sürekli arızalanıyor.
İsmini, etek ve kol dikişlerindeki çift iğneli dikişi ve çakma Lacoste amblemini komşumun Brother İnnovis 50 markalı makinasında yaptık. Timsahı görünce hemen bunu da dikelim dedim. El yapımı Lacoste'umuz oldu :)
Kumaşı da buradan aldım. Gaziantep'te Düztepe semtinde kumaşçıların yoğun olduğu bir bölge varmış orayı keşfettik. Bu penyenin metresi 1,5 TL idi. Birde üzerinde koşan atların olduğu trençkot tarzı bir şeyler dikilebilecek bir saten kumaş aldım ki o da aynı fiyattaydı  Hele ki bir dükkana girdik ki kumaşların üzerinde ayakkabılarımızla gezdik resmen. Yapacak işe göre parça ararsanız daha iyi şeyler göze çarpabilirdi ama ben öylesine gittiğim için oradan bir şey almadan çıktım. Ama şimdi aklım kumaşlarda kaldı. Arayıp kumaş geldiği günleri öğrenmek lazım :)

8 Temmuz 2011 Cuma

Ahmet Kaan'a "Baba Gömleği"

 Doğum öncesinde diktiğim parçalardan biri Ahmet Kaan'a gömlek. Görünce " Aaa babamın gömleği gibi olmuş" dediği için ve kontrol için gittiğimiz doktorun "Gömleğinde aynı babanınkilere benzemiş" dediği için adı "Baba Gömleği" kaldı.
 3 başarısız fotoğraf yüklemesinden sonra 4. denememde bu postu girmeyi başardığım için kendimi tebrik ediyorum.
 Ayrıca 4 aydır doğru düzgün post giremediğim ve kimselere yorum bırakamadığım halde sevgiyle ve ısrarla takip eden, yazılarımı okuyup yorum yazan herkese, tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. İnşallah kısa bir zaman sonra bende yorum yazmaya tekrar başlayacağım..
Gömlek kırışık çıkmış idare ediverin artık :))

2 Ağustos 2010 Pazartesi

İyiki Doğdun Ahmet Kaan :)) Ve Annesinin Doğum Günüsü Hediyesi :))

Ahmet Kaancığım 2 ağustos 2004 günü saat 16.00 da Özel Çapa Hastanesi'nde dünyaya geldi ve dünyamızı şenlendirdi :)) İyiki Doğdun Ahmet Kaancığım:))
Doğum gününde ne hediye alsam diye düşündüm ama sürekli birşeyler alıyoruz zaten o yüzden evde birşeyler yapayım dedim ve çok sevdiği Caillou resmini keçe ile aplike ettim.
Deseni boyama kitabından kestim. Evde keçelerim vardı daha hiç kullanmamıştım. Sadece parlak sarı rengim yoktu onu da temizlik bezinden kestim. Yakasındaki sarı düğmelere kadar detay çalıştık beraberce :)) Umarım benzemiştir.
Ahmet çok beğendi ve severek giyiyor.
Bu arada buralar acayip sıcak Allah hayra çıkarsın böyle sıcak yaşamamıştık hiç. Bütün gece elimde yastık oda oda geziyorum Ahmet te gece benim peşimde geziyor. Hele cumartesi gecesi buzlu suya batırılmış havluya sarınarak uyuyabildim. Gece bazen 3-4 gibi kalkıp Ahmet'in havuzuna ayaklarımı sokuyorum. İnşallah Ramazan'a kadar sıcaklar biraz olsun geçer.

23 Temmuz 2010 Cuma

Aloha!... Hawai'ye Gidemiyorsanız Bırakın O Size Gelsin :))

Benim gibi tatili yaz sonuna bırakan varsa buyursun Ahmet Kaan'ın yeni gömleğine bakarak biraz tatil hevesini gidersin :)) Ay ne sinir bir durum herkes tatile gidip geliyor biz burada en düşük 40 derece sıcakta çalışıyoruz. İllaki bir bayram bizimkilerin yanında geçsin diye böyle yapıyoruz her sene o yüzden sona kalıyoruz :))
Kumaşı buradan bir kumaşçıdan aldım. Metresi 2 tl idi. 1 metreden bir gömlek çıktı.  Model Burda 2010 Mayıs sayısından. Modelin aslı uzun kolluydu, hatta önce uzun kollu yaptım, kol yırtmaçlarıyla falan epey uğraştım ama küçük prens beğenmedi uzun kolluyu geri kestik kollarını kısalttık. Küçük bir cep detayı da var.

Bu arada herkes tatile gidiyor artık galiba. Yorum sayısındaki düşüşten anlaşılıyor kolayca :)

18 Haziran 2010 Cuma

Bir Günün Serencamı...

Ahmet Kaan'ın bir iş günü macerası. Tüm memurlar böyle olsa vay vatandaşın haline :))
İşyeri bahçesinin içerisinde lojman olduğu için küçük yeşillik bir alan var, çocuklar için minik bir park da mevcut. İşlerimizin olmadığı zamanlarda beraber bahçeye çıktık. Zaten o gün eğer solundan kalkmamışsa makinaya poz vermeyi seven bir çocuk Ahmet :))
Bir itici güç olmadan kendi kendine sallanmayı öğrendi dün.
O oynarken ben ne mi yaptım? Banka kuruldum, bir bardak soğuk portakal suyu içtim
Aslı Güngör'den "İzmir Bilir Ya" şarkısını dinleyip biraz olsun Ege özlemimi gidermeye çalıştım.
Aslında bloga şahsi şeyler koymayı sevmiyorum içeriği bozuluyor diye ama dün dilime bir şiir dolandı
"Sevdanın camı bana bakıyor ben cama
ve bak sen şu serencama"

İbrahim Sadri'nin "Sevda Sokağı" şiiri. Böyle birşey yazmak geldi içimden. Sabahları RadyoTurkuvazda  programı var  7.30-10.00 arası. Radyo dinlemeyi seviyorsanız tavsiye ederim.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Bir Muhteşem Geri Dönüşümde Ahmet Kaan'dan :))

Armut dibine düşer diye boşuna dememişler işte :)) Anaokulunda yılsonu sergisinde sergilenip ailelere satılmak üzere (:)) hazırlanan muhteşem geri dönüşüm tablosu... Tablo by Ahmet Kaan :)) artık malzemelerle hazırlamışlar boyayıp, vernikleyip çerçeveletmişler. Neler yok ki tabloda
Lego parçaları, pet pardaklar, iplikler, kapaklar
 Eski musluk başı, sanırım şuradaki de yatak demiri...


Bu da tablomuzun fiyatıydı. Tabi sanat eserlerine paha biçilemez ama :)) Uzun uğraşlar sonucu yarı fiyatına almayı başardık :))

6 Mayıs 2010 Perşembe

Öhüm öhüm... Yelek- Pantolon Takım Diktim :))

Etiketlerimi aldım ya kurtlanıp duruyordum zaten birşeyler yapsam da etiketlerimi diksem diye. Burda dergisinin mayıs sayısında benim dikebileceğim basitlikte yelek görünce hemen atladım ben bunu dikerim diye. Tabi ondan eksik tarafları var
Ben arkasına birit, önlerine de süs cebi yapamadım tabi. Aslında yapardım ama denemedim :)) İçini yeşil keten bir kumaşla astarladım. Astar işini bir kıyafette ikinci deneyişim olduğu için elbette hatalar oldu ama fotoğraf çekerken azami dikkat sarfettim hatalar görünmesin diye :)) İlik açmak zor geldiği için iki tane metal çıt çıt bastırdım.

Dikiş hatası tarafımdan parmağımla kapatılmıştır :)

Ahmet yeleği görünce çok heyecanladı pantolonunu da istedi. Bende dikerim diye söz verdim ama araya işler girince pantolon 2 gün gecikti. Dün pantolonu bitirdiğimde kot kumaşın çok boyadığını farkedip tuzlu suya bastım kumaşı birkaç saat. Sonra da az deterjanla yıkadım. Boya salan kumaşlar için böyle yapılması gerekiyormuş. Ahmet yine heyecanla gelip pantolonunu sorunca fotoğraflarını gösterdim. İlk tepkisi büyük bir hayal kırıklığı idi :
-Ama bunun tek bacağı yok
-..!..
Ben tabi yerlerde gülmekten tepiniyorum. Fotoğraf düzgün olsun diye ikiye katlamıştım. Ne bilsin çocuk :))

29 Mart 2010 Pazartesi

Ev Pantolonları- Part 2

Burada bahsetmiştim, geçen evde oturunca kendimi kaptırıp 3 tane daha pantolon diktim diye. Üstteki pantolunun kumaşı kot kumaşa yakın bir keten. Diktiğim pantolon sayısı 5 olunca artık biraz ara verdim ama durmadan "Ne Diksem" diye de düşünmekteyim. Malum bu hafta sonu İstanbul'a gidiyorum inşallah... Şu stoğu biraz daha eritebilirsem içim rahat bir şekilde pazarı yağmalayacağım. Bu arada sık gidenlere sormak istiyorum Kadıköy pazarı salı günleri mi cuma günleri mi kumaş açısından daha zengin?
Bu da kadife kumaştı. Tam 3 kere söktüm bunu diktikten sonra. İyi sabır varmış bende :))
Bu da keten ama daha yazlık ve dik duran bir kumaş. Ahmet Kaan çok hareketli bir çocuk olduğu için sürekli pantolonların dizini deliyordu. ( Hatta o kadar hareketli bir çocuk ki komşular bize geldiğinde genelde "Ayyy düşecek şimdi, ayyy " diyerek evden uzaklaşıyorlar. Kalorifer borusuna tırmanarak tavana dokunuyor ve kayarak geri iniyor) Bu pantolonlar çok iyi oldu şimdi.. Hadi oğlum dizini delene kadar devam....

Bu da toplu hatıra fotoğrafı :))

25 Mart 2010 Perşembe

Manken Kaprisi Bugünkü Yazımı Erteletti :))

 Bizim oğlan yeni bir adet başlattı. Sabahları uyanır uyanmaz bizim odanın perdesini sonuna kadar açıyor uyanayım diye. Sorun onun çok erken uyanması, benimde uyku problemimin olması... Çok dengesiz uyku düzenim var. Bazen günde 3-4 saat, bazen de 10-12 saat uyuyorum ve bir kere uyanınca tekrar uyumam çok zor oluyor. Aslında konunun bunla bi alakası yoktu ama neyse :)))

Dün öğleden sonra nadiren yapabildiğim birşeyi yaptım ve evde oturdum birkaç saat. Evde kimsenin olmadığı saatler benim özgürlük saatlerim. Ne "Kahve sana yaramıyor içmesene" diyen eşim, ne de "Anneeee, benimle boyama yap" diyen oğlum evdeydi. Bende oturdum makinamın başına ve Ahmet Kaan'a 3 tane daha ev pantolonu diktim. Ay pek bi hoşuma gitti açıkçası dikip dikip giydirmek. Neyse efendim onlar gelene kadar hava biraz karardı tabi, gece çekilen fotoğrafları da sevmediğim için fotoğraf işini sabaha bıraktım.

Sabah uyandığımda konu mankeni Ahmet Kaan bizim perdeyi sonuna kadar açmış, oturma odasına geçmiş boyama yapıyordu. Hemen koşarak fotoğraf makinasını ve pantolonları aldım ve "Ahmet bak senin fotoğrafını çekeceğim" diyip pantolonlardan bir tanesini giydirdim. Daha 1-2 poz çektim ki pil bitti. Ani bir atraksiyonla salona koşup yeni pilleri makinaya koydum ve katalog çekimlerine devam etmek istediğimde "Banane çekilmeyeceğim" şeklinde bir tepki aldım. Her ne kadar "Oğlum bak sana şunu alacağım, şunu vereceğim vs. vs." dedimse de Nuh dedi peygamber demedi çocuk. Bende sinirlenerek "Tamam benden birşey isteme sakın yapmam" dedim. Sonra o saldırıya geçti vurmaya başladı bana "Beni sevme, gülme.." Nedense benimde gülesim geldi. Ben güldükçe "Gülmeeeeeeeeee, gülüncek birşey yok bunda gülmeeee...." diyerek tarruza devam etti.
Şimdi bunları size niye anlatıyorum... Bende bilmiyorum :))Sadece bugün yayınlayacağım postu yayınlayamadığım için suçluluk duygusu mu hissettim ne :)) Sanırım artık pijama dikmekten de sıkıldım. Başka fikri olan var mı?
İşte bu da dün yarım saat oturma fırsatı bulduğum parktan bir kare

11 Ocak 2010 Pazartesi

Kayınvalidemin marifetleri



Ne demişler gelin kaynana toprağına çeker... Kayınvaldemler yılbaşında geldiler. Hem ziyaret hemde artık zaman zaman okula gitmekten bunalan Ahmet Kaan'ı biraz gezdirmek için.. Ama maşallah hiç boş durmuyor. Benim ördüğüm süveteri kısa bulunca benzer bir ipten bir tane de o ördü. (Zaten o da komşuya hediye gitti doğum gününe). İpim Alize Burcum Batik.



Bu ipte evde vardı rengini çok seviyordum. Sanırım Oxford idi markası. Bununla da yakadan başlama bir yelek yaptı. Şu an sahibi yok ama .Kayınvaldemde 3 gelin birde evli kız var... Ne diyelim hızlı doğuran kazansın :))

13 Aralık 2009 Pazar

Kardanadamlı yelek... ve yeleğiyle daha da mutlu Ahmet Kaan

Geçen sene başladığım ve bu sene bitirdiğim ve neredeyse şemalı örgüye tövbe ettiren yeleğimiz. Önünün fermuarlı yaptım ve ipin yetmemeisnden dolayı ön kısımların biri mavi diğeri çizgili olmak zorunda kaldı ama böylede güzel oldu
Şapka ve atkısı sonradan örülüp dikiliyor gözler burun ve düğmeler düğmeden :)) ağzınıda iğne ardı ile işleyerek yaptım.
 "Okulda arkadaşlarına hava atarsın " dedim, durdu düşündü düşündü "şimdi ben bundan nasıl rüzgar çıkarıcam" dedi... İşte bittiğim an o andı...

İşleme olmadığı örerken yapıldığı için örgüde boşluklar oluşuyor. Sonradan misina ile diktim (iplik yerleri belli olmasın diye)

4 Aralık 2009 Cuma

Pijamasıyla mutlu Ahmet Kaan....

Dikiş çok iyi bilmeme rağmen Burda dergisikoliklerdenim. Model sanırım kasım ayı (yoksa ekim miydi) Burdasından.  Dikerken hesaba katmadığım şey pantolonun bel ve paçalarına lastikli kumaş geçirilmesiydi. Belde problem olmadı ama paçalar biraz bol oldu yinede yeni olduğu için severek giydi ve poz verdi... Sanırım paçayı da biraz kısaltırsam problem kalmaz.